İnsanın kendi hayat hikayesini anlatması öyle zor ki…


   Bir tarafta kronolojik yaşamımız, diğer tarafta alabildiğince devam eden ömrün hal tercümesi. İnsanın kendisini tanımasını ve tanımlaması ben kimim sorusu karşısında öyle aciz ki…


      Düşüncelerimiz,
      Hayallerimiz,
      Acı ve mutluluklarımız,
      Ve heyecanlarımız…
 

    İşte bunların hepsi belki de bir insanı ancak tanıtır ve tanımlar.
Herhalde en zor olanı da tüm özgeçmişimizin sadece ve sadece bir kağıt parçasına sığacak ya da sanal alemin bir küçük bölümünü ancak kaplayacak olduğunu bilmemiz.

     Yine de küçük bir hikayeyle başlamak istiyorum.

    1970 yılının bir bahar günü, annem ve ebemin (babaannem) “otun yolumunda” dedikleri bir zamanda (Haziran ayı olsa gerek) güzel Anadolumuzun tam kalbinde, bütün yolların kavşak noktasındaki ve tabiî ki kurtuluş mücadelemizin altın sayfalarının yazıldığı bir ilin,yani Afyonkarahisar 'ın dağ-orman köyü; Orta Asya’dan yola çıkarak yorulmak bilmeden gezen özgürlüklerine ise alabildiğince düşkün insanlarının yaklaşık 200 yıla uzanan yerleşikliğindeki kültürle yetiştiğim (YÖRÜKLER) ; bizim oraların deyimiyle DEVRENT,  kütükteki yazılı haliyle DERBENT Köyü’nde dünyaya geldim.

 

asd

Bilişim Park © 2007